Süleyman Ülger, Kartalyasam.com’a Önemli Açıklamalarda Bulundu

0
232

Kartalyasam.com olarak, Cumhuriyet Halk Partisi Kartal İlçe Başkanlığı sekreteri Süleyman Ülger‘e 96.yılını kutlayan partisi’nin gündemini ve ülke siyaseti üzerine sorularımızı yönelttik. Önemli açıklamalarda bulunan Süleyman Ülger, Cumhuriyet Halk Partisi’nin 96. yıl kuruluş yıl dönümünü bir kez daha kutladı.

- Reklam -

”Laik bir Cumhuriyet ve laik Cumhuriyetin tek savuncusu Cumhuriyet Halk Partisi oldu.”

İlginiz için öncelikle kartalyasam.com‘a teşekkür ederim. Mustafa Kemal Atatürk Cumhuriyeti ilan ettikten hemen sonra Cumhuriyet Halk Partisi’ni kurdu. Parti’yi kurarkende ne istedi ? Laik bir Cumhuriyet ve laik Cumhuriyetin tek savuncusu Cumhuriyet Halk Partisi oldu. Bu süre içerisinde bir müddet tek parti olarak yoluna devam etti. Bir müddet sonra çok partili sistem hayata geçti.

Bu sürede ve şimdi de görüyoruz ki laik cumhuriyetin ne kadar gerekli olduğunu, hak, hukuk, adeletin ancak laik bir cumhuriyetle mümkün olabileceğini ve bugünde özellikle siyasal ortamlarda gerçek anlamda laikliğin uygulanmadığı, hakkın, hukukun, adaletin uygulanmadığı, son dönemlerdeki olaylarda görüyoruz.

”Halk seçmişse, halk görevden almalı”

Örneğin; 16 milyon İstanbullu’nun Belediye Başkanı seçilen Ekrem İmamoğlu‘na ne kadar da haksız, yersiz ve hadsiz sataşmalar. Onun dışında İstanbul İl Başkanımız hakkında talimatla mahkemenin verdiği kararlar İstanbul İl Başkanımızla ilgili gerekçe de ne söyleniyor ? ”Kendi görevinin dışında işlerle uğraşıyor” Cumhuriyet ve laiklik’teki amaç budur zaten düşünen insanlar, düşüncelerini her alanda söylemeli. En son olay da nedir? seçilmiş bir Belediye Başkanı’nın görevden alınması eğer halk seçmişse, halk görevden almalı onun dışında çeşitli terör olaylarına bulaştıklarını söylüyorlar Belediye Başkanları’nın özellikle üç belediye başkanı’nın ama şuanda görüyoruz ki ellerinde somut bir delil yok. Zaten bu belediye başkanlarının seçilmeden önce verilmiş bir kararın uygulanması. Bu konu da esas problemleri o değil esas problemleri özellikle 2019 yılında gerçekten demokrasi güçlerinin birlikte oluşumları rahatsız ediyor.

İlk defa Türkiye‘de AKP’nin yenilebileceğinin göstergesiydi. Ne idi? İstanbul’da 25 yıl sonra iktidar el değiştirdi. Ankara‘da 25 Yıl sonra iktidar el değiştirdi. Türkiye’nin bir çok yerinde Adana, Mersin el değiştirdi. Dağılma korkusuyla yaşıyorlar. Ellerindeki büyük rantların gitme telaşı var. Örneğin ; çok basit gibi gelebilir. bugüne kadar her eğitim ve öğretim yılında İstanbul’un her tarafını pankartlarla donatırlardı. ” Hayırlı olsun, kutlarız v.s. ” Siz gazetecisiniz bir gezin Kartal‘da bir tane AKP’nin eğitim ve öğretim yılını kutlayan pankartı yoktur. Çok ilginç değil mi? bu. Bizim var her tarafı Cumhuriyet Halk Partisi olarak daha önceleri nasıl yapıyorsak aynı şekilde pankartlarımızı astık. Bu insanların kafasında soru işareti oluşturmuyor mu? Gerçekten İstanbul’da bu işin belirli organizasyonları tarafından belediye’nin rantından faydalandıklarının bir göstergesi değil midir?

”Fetö ile ilgili biz 20 yıl önce bunlara terör örgütü diyorduk”

İstanbul İl Başkanımızla ilgili diyorlar ki ” Sen yedi yıl, sekiz yıl önce twitt atmışşın, şunları şunları söylemişsin” Bugün terör örgütü olarak ilan edilen darbe girişiminde bulunan ve bugün hain edilen Fetö ile ilgili biz 20 yıl önce bunlara terör örgütü diyorduk. Bunlar ne diyordu o zamanlar ” Bu cemaattir, bu hayır kurumudur, hiç bir şekilde terörle ilişkisi yoktur” diyorlardı. Eğer geriye doğru gidiliyorsa, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu‘nun Recep Tayyip Erdoğan ile ilgili, AKP ile ilgili söylediklerini bulmak çok zor değil. Onun dışında tüm bakanların çocukları, milletvekillerinin çocukları %70 veya 80’i Fetullah Gülen’in okullarında yetişmiştir. Şaunda mevcut bakan olan bir takım insanlarda bunların okullarında yetişmiştir. Geriye doğru gidelim ve onlara da el atalım. Yedi yıl önce ne söylenmiş herkesin sosyal medya paylaşımlarını görebiliriz. Numan Kurtulmuş ne demiş? Süleyman Soylu ne demiş? ve söylediklerinden bir müddet sonra parti’ye geçmiş, kırmızı plakalara kavuşmuşlar.

”Biz nasıl dün hiç bir şekilde terör örgütü’nün içinde, dışında, yakınında, uzağında olmadıysak, bugünde yanında ve uzağında, yakınında değiliz.”

Bu olanlar insanın içini acıtıyor. Bir başka olay Türkiye‘nin gündemini değiştirmeye yönelik Annelerin gözyaşlarını kullanıyorlar. Diyarbakır’daki Annenin gözyaşı bizim için ne ise, Cumartesi Annelerinin de göz yaşı aynıdır. Her iki tarafta kendi evladı için çırpınıyor. Türkiye’nin gündemini değiştirmek için Diyarbakır‘ı öne sürmek gerekmiyor. Buyrun Cumartesi Anneleri ikisi de bizim için aynıdır, ikiside çok masum bir istektir, ikiside insani bir yaklaşımdır. İnsani yaklaşım olan her yerde biz varız. Biz nasıl dün hiç bir şekilde terör örgütü’nün içinde, dışında, yakınında, uzağında olmadıysak, bugünde yanında ve uzağında, yakınında değiliz. Biz eşit gözle bakıyoruz. İnsan hakları diyoruz. En son örneklerinden bir tanesi sayın Genel Başkanımız Ankara‘dan İstanbul‘a kadar yürüdü ve hak, hukuk, adalet dedi. Hayatın her alanında hakkı, hukuku, adaleti savunmak, dile getirmek ve uygulamaktır. dedi.