Savrulan Yalnızlar

0
195
“Uzun derbederlik hayatımda, o kaldırımdan bu kaldırıma; o kapıdan bu kapıya; o diyardan budiyara; ney’im ve mey’imle bir kuru yaprak gibi savruldum. ” Demiş merhum Neyzen Tevfik.
Neyzen Tevfik canım, hani şu Kartal Mezarlığı ‘nda medfun büyük şair. Hani kırk yıldır Kartal’da
yaşayan kimi hemşehrilerimizin, sadece bir meydan adı ve orada dikili heykel olduğunu sandığı
neyzen. Hatta yeni nesil o heykeli de sanmayacak, çünkü kaldırdı sayın yetkililer!
Evet mevzuya büyük üstadın sözüyle başlasak da konu kendisi değil, o başka bir yazıya belki.
Şöyle bir çevrenize bakın, herkes yalnızlık duygusunun ortasında tıpkı fırtınalı bir denizin
ortasında gibi, çırpınıp duruyor. Sosyal medya ortamları yalnızların derdini saçtığı, çok azının da
paylaştığı adeta dert arenası. Kalpler yapayalnız.
Evet, çoğu orta ve ileri yaş kuşağındaki insanlar savrulup duruyor yalnızlık sokaklarında.
Duyguların savruluşu, kalplerin savruluşu bu. İnsanlar birbirini arıyor ve çoğu bulamıyor birini.
Garip ki bazıları bir ömür bir yabancıyla birlikte tüketiyor hayatını…
Avmlerde beş kişilik yalnızlar dolaşıyor gruplar halinde. Kafelerde yalnızlar karşılıklı ama tek
başına kahve içiyor. Metrolar, minibüsler yalnızlar kervanı.
Bir yabancının elini tutmuş geziniyor sevgililer.
Belki de çağın sorunu bu; iletişim kanalları bu kadar artmışken birbirimizle iletişimimiz çok
azalmış.
Kaldırımdan kaldırıma, kapıdan kapıya, diyardan diyara, bakıştan bakışa savrulup duruyoruz.