Her Zaman, Her Yerde Kahkaha ile Gülün!

0
152

İnsan türü, günümüzdeki tüm fenalıklarına rağmen, ilk evrimleştiği zamanlarda son derece “sevimli” ve doğaya adaptif bir türdü. Varlığını sürdürübilmesini, diğer tüm türlerden gelişmiş olan beynine borçluydu.

- Reklam -

Vücuduna oranla “devasa” sayılabilecek beyne ve kazandırdıklarına karşılık, neredeyse tüm fiziksel becerileri vasatın altına gerilemişti. Beynini ve kıvrak ellerini kullanarak yaptıkları hayatta kalmasını sağladı, ancak normal şartlarda bu ikisi, hayatta kalmak için yeterli olmaktan çok çok uzaktı… Çok daha önemli bir şey gerekiyordu: sosyal yapı.

İşte insan, diğer hiçbir türde rastlamadığımız kadar karmaşık bir kültürel ve sosyal yapı inşa etmeye başladı. Bunu, öncelikle zekası sayesinde türünü ve diğer bireyleri daha iyi tanımasıyla başlattı, yerleşik hayata geçmesiyle hızlandırdı ve geliştirerek sürdürdü. Yüz binlerce ve milyonlarca yıl süren bu süreç, atalarından aldığı bazı özelliklerle birleşerek önemli sinyalleri ve iletişim metotlarını doğurdu. Gülmek de, bunlardan biri…

University College London’dan nörobilimci Dr. Sophie Scott’un da doğruladığı gibi, siz gülerseniz, Dünya da sizinle birlikte güler… Scott’un sözlerine kulak verelim:

Uzun bir süredir biriyle irtibat kurduğumuzda beynimizin karşımızdakinin davranışlarını taklit ettiğini biliyorduk. Kullandığı kelimeleri kopyalıyor, jestlerini taklit ediyoruz. Şimdi bunun gülme için de geçerli olduğunu ispatladık. En azından beynin belli bir düzeyi için…

Araştırmacılar denekleri farklı seslere tabi tuttular ve fMRI kullanarak beyin tepkilerini ölçtüler. Sonuçlar ilginçti: gülme veya zafer naraları beyinde pozitif tepkiler doğururken, çığlık veya kusma sesi beyinde negatif tepkiler yaratıyordu. Tüm bu sesler beynin premotor korteksinde değerlendiriliyordu ve bu da, yüzün ilgili tepkileri vermesini sağlıyordu. Ancak ilginç olan, pozitif seslerin negatif seslere göre çok daha güçlü tepkiler doğurmasıydı. Scott durumu şöyle açıklıyor:

Yaptığımız araştırmalarda, kahkaha sesi duyan insanların gülmeye başladığını tespit ettik, ancak öğürme sesi duyanların yüzleri buruşmuyordu. Olumlu duyguların bulaşıcı olması çok önemli bir sosyal faktör. (…) Bu, bir grup içerisindeki bireylerin güçlü sosyal bağlar kurabilmesi için çok büyük öneme sahip olabilir.

Dolayısıyla gülmek (veya pozitif duyguları sinyallemek), evrimsel açıdan insan türü için çok kritik bir öneme sahipti. Bu yüzden, atalarımızın evrimleştirdiği bir özelliği torunlar olarak halen sürdürüyoruz. Artık pek de şaşırtıcı olmayan bir diğer bilgi ister misiniz? En yakın kuzenlerimiz şempanzeler de bizler gibi gülüyor, kahkaha atıyor ve aynı bizler gibi kahkahaya istemsiz olarak gülerek veya kahkaha atarak tepki gösteriyor.

Kahkahanızı Silmek İsteyenlere İnat, Gülün!

Gülmek, hatta daha ileri boyutunda kahkaha atmak, antik zamanlardan beri insanların dikkatini çekmiş bir davranış biçimidir. Öyle ki günümüzde primatlarda da bu davranışa yönelik incelemeler yapılmaktadır ve tahmin edebileceğiniz gibi şempanzeler gibi yakın kuzenlerimizde bizdekine benzer kahkaha davranışları tespit edilebilmiştir. İçli edebiyat eserlerine, örneğin şiirlere konu olmuştur.

Kahkaha atmak zaman zaman kötülükleri çağıracağı veya “ayıp” olduğu gerekçesiyle baskılanmış olsa da (ve hatta bazı gelişmemiş coğrafyalarda bu baskı halen sürüyorsa da), bilimin ilgili her sahasında yapılan çalışmalar bir insanın mümkün olduğunca fazla kahkaha atmasının ve gülmesinin bireylere ve topluma çok daha faydalı olacağını göstermektedir. Örneğin mutluluk tek başına bulaşıcı değildir; ancak kahkahaların bulaşıcı olması sebebiyle mutluluk da toplumda yayılabilir.

Dolayısıyla yaşadığı toplumun refahını isteyen, iyi niyetli olan hiç kimse, hiçbir bireyin veya grubun mutluluğunu yansıtmasını, hele ki bunu yansıtmanın en doğal yolu olan kahkahayı baskılamamalı ve engellememelidir. Birinin gülmesinden rahatsızlık duymak, günümüz toplumlarında kabul edilemez bir baskı unsuru olarak görülmeli ve derhal karşı konulmalıdır. Çünkü gülmenin engellenmesi, iyi niyetle yapılan bir davranış olamaz.

Bugün biliyoruz ki mutluluğun toplum içerisindeki taşıyıcısı konumundaki kahkaha ve gülme, esnemeden bile daha bulaşıcı, kalıcı ve etkileyicidir. Bir arada bulunan insanların gülmeleri ve kahkahalarının onları bağlayıcı, birleştirici, bütünleştirici bir etkisi olduğu keşfedilmiştir.

Bu bağ, elbette sihirli değildir. Kahkahanın vücutta yarattığı fiziksel değişimlerin bir sonucudur. Yapılan çalışmalar daha fazla gülen ve espri yapan insanların savunma sistemlerinin güçlendiğini, bu kişilerin enerjilerinin daha yüksek olduğunu, bu sırada duyulan acıların şiddetlerinin azaldığını ve özellikle de stresin vücutta yarattığı birçok olumsuz etkiye karşı faydalı olduğunu göstermektedir.

İçten gelen bir kahkaha sırasında olumsuz duygular barınamaz. Örneğin neşeyle kahkaha atarken tedirgin, öfkeli veya üzgün hissedemezsiniz; çünkü bu duygulara neden olan hormonlar vücutta salgılanmaz. Kahkaha sayesinde vücudun gevşediği ve rahatladığı bilinmektedir; bu da toplumsal yapıdaki türümüzün sorunlarının azalmasında önemli bir faktördür.

Kahkaha atarak gülmenin vücuda faydaları saymakla bitmez: Kortizol ve epinefrin seviyelerini düşürerek stresi azaltır, zorlu koşullarla mücadele etme gücünü arttırır, kan basıncı ve akışını düzenler, sık yapıldığında faydalı bir vücut egzersizidir (100 kahkahanın bir spor salonunda 15 dakikalık bisiklet çalışmasına eşdeğer olduğu hesaplanmaktadır), kan şekerini düzenler, acıya direnci arttırır, kalp-akciğer-beyin gibi organlara giden kanı arttırır, savunma sistemini güçlendirir ve daha nicesi…

Ancak belki de hepsinden daha önemlisi, toplum dinamiklerini olumlu etkiler. Sadece yüksek beyin fonksiyonlarına sahip ve güçlü sosyal yapısı olan türlerde görülmesi de, bunun önemli bir göstergesidir. Örneğin yapılan araştırmalar, tek başınıza kahkaha atmanıza kıyasla, toplum içerisinde kahkaha atmanızın gülüşün etkilerinin vücudunuzda daha güçlü hissedilmesini sağladığını göstermektedir. Çünkü kahkaha, toplumsal ilişkileri düzenleyici bir role de sahiptir. Bazı uzmanlar, bebeklerin bile 2-3 haftalıktan itibaren gülümsemeye, sonrasında da gülmeye başladıklarını göz önüne alarak toplum içerisinde atılan kahkahayı “bir insanın doğuştan sahip olduğu hak” olarak tanımlamaktadırlar.

Dolayısıyla timsah gözyaşlarına ve her fırsatta ağlayarak prim yapmayı marifet bilenlere inat, toplum sağlığı ve kendi mutluluğumuzu paylaşmak için hangi cinsiyete, hangi coğrafya insanına, hangi düşünce ve ideolojiye sahip olursanız olun neşeyle kahkaha atmaya devam!

Kahkahalarınızı herkesle paylaştığınız bir gün geçirmeniz dileklerimizle!

Evrim Ağacı