Haydarpaşa Tren Garı’nın Altında Toplu Mezar Bulundu

0
994

Haydarpaşa Garı‘nda 2018’de başlatılan arkeolojik kazılarda İstanbul’un tarihine ışık tutacak çok önemli bulgular elde edildi.

- Reklam -

Peronların altından çıkan mermer tabanlı, apsidal formlu oldukça geniş bir alana yayılan mimari yapı tespit edildi.

Hürriyet’ten Ömer Erbil’in haberine göre, kazıda görev yapan arkeologlar, “Kiliseye benzemeyen, tek apsidal formu olan, içinde toplu mezarların olduğu bugüne kadar bilinen başka bir yapı kompleksi yok. Henüz bir tanımlama yapamıyoruz. Zemini oldukça düzgün ince işçilikle döşenmiş mermer bloklarla kaplı. Mermerlerin altında mezar odası tespit ettik. Etrafında toplu mezarlar da bulduk. Tüm bunlar buranın kutsal olduğunu, dini bir amaçla kullanıldığını bize düşündürüyor. Kazı çalışmaları derinleştikçe gizemin çözüleceğini düşünüyoruz” diyor.

Kazı çalışmalarında ele geçen 18 bine yakın sikke MÖ 7. yy’dan günümüze dek Kadıköy/Khalkedon tarihine dair bir bilgi sundu. İlk kez sistematik bir arkeolojik kazıda klasik döneme ait Khalkedon sikkeleri ele geçirildi. Elde edilen sikkeler eskiden Körler Ülkesi olarak da adlandırılan Kadıköy’ün geçmişte de ticari bir canlılığa sahip olduğunu gösterdi.

Diğer yandan geniş duvarları ile limana ait mendirek de kazının önemli mimari buluntusu olarak kaynaklara geçti. Kazı alanının batısında ‘Peronlar Bölgesi’ndeki kazı çalışmaları sırasında, Erken Bizans dönemi yapı kompleksi ortaya çıkarıldı. 12. yy’da yaşamış olan Geoffry Villehordouin, kitabında burada ihtişamlı bir saray yapısı olduğunu anlatıyor. Yapı içerisinden çıkarılan mermer parçaları, renkli mozaik taşları ve renkli cam parçaları Villehordouin’in anlattıklarını destekliyor.

Alanda ortaya çıkarılan bir diğer önemli yapı ise alanın kuzeyinde hâlâ suyu akmakta olan ayazma. Kazı çalışmalarında 2 adet su haznesi ortaya çıkarıldı. Antik kaynaklardan toplanan bilgiler, buranın Roma döneminde yaşamış Dionysisos Byzantios’un “Boğaziçi’nde Bir Gezinti” adlı kitabında yer verilen Damalis burnundan Kadıköy’e kadar olan kıyı betimlemelerinde anlattığı ve Hermegora adını verdiği kesintisiz akan su kaynağı ile eşleşiyor. Kaynak suyu üzerine Erken Bizans döneminde iki adet su haznesi inşa edilmiş ve burası çeşme olarak uzun yıllar kullanılmıştı.