Boğaziçi Üniversitesi Rektörü Melih Bulu’dan ‘istifa’ Açıklaması

0
1200

Boğaziçi Üniversitesi rektörlüğüne atanması büyük tepki çeken Prof. Dr. Melih Bulu “istifa edecek misiniz?” sorusuna yanıt verdi…

- Reklam -

Prof. Dr. Melih Bulu’nun açıklamaları şöyle:

“Benim durumumda bildiğim kadarıyla 9 aday başvurdu. Daha sonra mülakata davet ediliyorsunuz. Bir mülakata alındık. O komisyondaki mülakatta sizi Boğaziçi Üniversitesi’nin özelliklerine uygun sorular soruluyor. En son Cumhurbaşkanı tarafından karar veriliyor.

Benden önce de Boğaziçi dışından bir rektör atandı, İTÜ’den. Daha da önemlisi ben bir Boğaziçiliyim. Aynı zamanda ortak ders verdim hocalarıla beraber. Sürekli de Boğaziçi içerisinde hocalarla beraber yemek yediğimiz, çay içtiğimiz…

Boğaziçi’nde ders verdiğim zamanlarda da öğrenciler benimle ilgili çok şey yazarlardı. Tabi Boğaziçi öğrencisi çok zeki öğrenciler. Onlar da hocalarını denemeyi severler. Ben bu tepkilere alışığım. Rektör olunca daha üst seviye tepki geldi. Açıkçası tepkileri bekliyordum.

Benim hoşuma gitmeyen şey şu oldu, diğerlerinin Boğaziçi öğrencisinin içine girmesine öğrenciler nasıl izin verdi anlayamadım. Üniversiteli olmayanlar da var, alakasız insanlar. Burada provokatif bir şey olduğu, anladığım kadarıyla Boğaziçi öğrencisi burada kullanıldı. Boğaziçi öğrencisi istediği yerde protesto yapabilir, Boğaziçi öğrencisi olmayanları kampüse almayalım.

Orada çok pratik bir şey var, kapı kırıkmış ve çok fazla şey olduğu için kapıyı tutturmak için kelepçe takmışlar.

Boğaziçili olmayan öğrencilerin bir güruh halinde Güney kampüse girmeleri üniversitenin, bu bir galeyana dönüşebilir, camlar indirilebilir, bunu kontrol edemeyiz, Boğaziçi öğrencileri bunu bildiği için bir sorun yok.

Kampüse polis davet edilmedi. Polis kampüsün önünde herhangi bir şekilde öğrenci olmayanların girişini durdurmak amacıyla yer aldı.

Yok canım niye istifa edeyim. Zaman içinde biz birbirimizi tanıyınca ne kadar verimli çalışacağımızı göreceğiz.

Şöyle bir rektör seçimi büyük üniversitelerde yok, hocalar oy verecek, bir tane rektör seçeceğiz. İyi üniversitelerde hep atanıyor. Kiminde arama komisyonu kuruluyor, komisyon değerlendiriliyor ve mütevelliye sunuyor. Biz devlet üniversitesi olduğumuz için 3 aşağı 5 yukarı gelişmiş üniversitelerle aynı yöntemle seçiyoruz rektörü. Bir kurumu yönetecek kişinin seçimle gelmesi pek kullanılan bir yöntem değil, verimli bir yöntem değil. Demokrasi iktidarın seçiminde çok verimli bir yöntem ama siz oy vererek bir rektörü ya da bir şirketin genel müdürünü seçemezsiniz.

Ben siyasete ÖDTÜ’de okurken CHP’de başladım. Şimdi tabi bunları görmüyorum, beni hep AK Partili olarak yansıtıyorlar ama o zaman öğrenciydim, SHP’den bir yardım istenmişti ve ben öyle başladım. Daha sonra Liberal Demokrap Parti’den bir teklif geldi bana, onların gençlik teşkilatlarını yönettim. Ben hep bu işin içerisindeydim. Siyasete akademisyen olarak bakan birisiyim, bir şey olayım değil de, bu nasıl our diye. Benim merakım yönetim ve organizasyon. Aday oldum ama doğal olarak o zamanı harcamadığım için…

Ben Boğaziçi’nde doktora yaparken AK Parti’nin kurulduğu haberi gelince Sarıyer’de AK Parti’ye bitti, onlar da sağ olsunlar beni kurucu yönetim kurulu üyesi yaptılar. Bu partilerin hepsi Türkiye’ye himet etmek isteyen… Ben şuna da çok karşıyım, bizim çok daha birleştirici olmamız lazım. Boğaziçi Üniversitesi’ne de bu mantıkla gitmemiz lazım, gideceğiz inşallah.”